Sahne Bir

Bu ilk sahneyi 2021 yılının Kasım ayında yazdım.

Ama asıl hikâye, 2016 yılının Yılbaşı gecesinde Dubai’de bir otel odasında, minicik bir masanın üzerinde yazıldı!

HAYATTA KAL

Not: Bu oyun 2012 yılına, Suriye’ye uzanmaktadır.

(Evin kapısının yanında bir çamaşır makinesi ve onun üstünde bir çamaşır sepeti vardır. Sahnenin sağ tarafında yan yana iki yatak odası, sol tarafında ise büyük yatak odası ve yanında bir banyo bulunur. Ortada, küçük dört kişilik bir yemek masasının olduğu mutfak vardır. Akşam yemeği masada hazırdır ve odaların kapıları tamamen kapalıdır. Ardından 16 yaşındaki Sally, elinde beyaz bir gömlekle banyodan çıkar ve hızla çamaşır makinesine doğru koşar. Diz çöker, beyaz gömleğini çamaşır makinesinin içine koyar ve kimsenin onu görmediğinden emin olur. Sonra ayağa kalkıp deterjanı koyar. Tam o sırada 18 yaşındaki abisi Saleem arkasından çıkar ve beyaz gömleği çamaşır makinesinden alır.)

Saleem: Bu ne, Sally?

Sally: Önemli bir şey değil!

Saleem: Önemli bir şey değil ha? Gözlerin görmüyorsa söyleyeyim, üzerinde kan var! Bunun ne olduğunu açıklayabilir misin?

Sally: Sana söyledim, önemli değil, bu kadar ısrarcı olma! (Odasına gitmeye çalışır ama Saleem sol kolunu sıkıca tutar, Sally acıyla inler.)

Saleem: Koluna ne oldu? Bana göster (Kazağının kolunu yukarı kaldırır).

Sally: Saleem dur, hiçbir şey yok, sadece canımı yaktın, o kadar.

Saleem: (Bağırmaya başlar) Yalan söylemeyi bırak. Sana soruyorum, bu gömlekteki kan ne?

Sally: (Kardeşinin ağzını kapatmaya çalışır) Bağırma, annem seni duyar!

Saleem: O zaman bana neler olduğunu söyle ki durayım.

Sally: (Saleem’in kolunu tutup onu odasına götürür ve kapıyı yarı kapalı şekilde kapatır) Önce bana söz vermelisin, kimseye söylemeyeceksin!

Saleem: Aklıma gelen şeylerden herhangi birine karıştın mı?

(Sally’nin nefesi hızlanır, sonra başını sallar; evet anlamında.)

Saleem: (Bir süre geri çekilip kız kardeşine bakar, sonra yaklaşır) Kolunu göster bana. Şimdi.

Sally: (Kolunu kaldırır; tüm kolunu saran büyük beyaz bir bandaj vardır) Düşündüğün gibi değil, benim suçum değildi. Masa’yla birlikte oradaydım, araba patladığında. Reem arabanın içindeydi.

Saleem: Sana bin kere Reem’den uzak durmanı söyledim ama dinlemedin.

Sally: Saleem, onun çocukluk arkadaşım olduğunu biliyorsun.

Saleem: Ama o, onlardan biri olmayı seçti.

Sally: Onu, sanki sen değillmişsin gibi konuşuyorsun! Çekmecendeki silahı gördüm, onu suçlama. O artık ölü. Ve daha açık söylemek gerekirse, öldürüldü. Araba onun arkadaşlarıyla doluydu, arabaya binip kapıyı kapattığı anda patladı!

Saleem: (Beyaz gömleğe bakar) Ya sen? Gömleğin? Kolun?

Sally: Masa’yla her zamanki gibi okuldan çıkıyorduk, sonra Reem’i gördük. Sessizce onu takip ettik ve arkadaşının arabasına bindiğini görünce bir duvarın arkasında durduk. Araba patlayınca ne olduğunu görmek için yaklaştık ama birden arkamızdan bir polis çıktı ve “Siz ikiniz, kimsiniz?” dedi. Yüzümüzü hiç çevirmedik ki bizi görmesin.

Saleem: Sonra?

Sally: Silahını çıkardı, tetiği çekti ve “Siz ikiniz, kıpırdamayın ve çok yavaş dönün,” dedi.

Saleem: Sonra?

Sally: O anda iki seçeneğim olduğunu biliyordum; ya teslim olup yüzümü gösterecektim ya da arkama bakmadan koşacaktım. Her iki durumda da ölecektim. Ama şanslı olursam ikinci seçenekte hayatta kalabilirdim ve beni vuramayabilirdi. (Gözlerini kapatır) Masa’ya arkaya bakmadan koşmasını söyledim ve işte o an kolumu vurdu. Koşarken kolumu sardım ve yere hiç kan damlamadığından emin oldum.

Saleem: Nasıl hayatta kaldın? Seni bırakmazlar ki.

Sally: Birlikte gittik. Dar bir yolda, ikimiz de farklı yönlere koştuk ve o beni takip etmeyi seçti. Masa kurtuldu ama ben…

Saleem: Ama sen?!

Sally: (İç çeker) Önce koştum, sonra saklandım. Nefesimi tuttum ki beni yakalamasın. Yakalamayacağını düşündüm ama yakaladı.

Saleem: Neden durdun? Devam et Sally. Sana zarar verdi mi? Sana bir şey yaptı mı? Ne oldu?

Sally: Onu ben öldürdüm.

Saleem: (Nefesi hızlanır, geri çekilir) Nasıl?

Sally: (Gözyaşları akmaya başlar) Silahı başıma dayadı ve “Kıpırdama,” dedi. Yaralı kolumu tutarak beni saklandığım yerden yavaşça yürüttü. Sonra durmamı söyledi ve arkamı dönmemi istedi ama dönmedim. Sert ve korkutucu bir sesle, “Dön dedim,” dedi. Ama yine dönmedim. Sonra yaralı kolumu zorla tutup beni çevirdi. Gözlerimi kapattım.

Saleem: Yüzünü gördü… Hayır Sally, hayır!

Sally: Hassas yerine vurdum, silahı düşürdü. Silahı almaya çalıştım ama beni itti, düştüm. Sonra silahı almak için eğildi ama tüm gücümle tekme attım, silahı aldım ve onu vurdum.

Saleem: (Alaycı) Tek kurşunla mı öldü?! (Endişeyle) Onu kesin kurtardılar, yüzünü biliyor, gidip onlara anlatacak ve onlar…

Sally: (Saleem’in sözünü keser) Ona dokuz kez ateş ettim.

Saleem: Ne? Dokuz mu?!

Sally: Başka seçeneğim yoktu. Onlar ölmez. Asla ölmezler. Bir kez öldürürsün, yüz kez yaşarlar. (Kendinden emin) Yaklaştım ve nefes almadığından emin oldum.

Saleem: (Onunla dalga geçer) Harika, şimdi kendimi çok daha iyi hissettim. Peki ya cesedi? Senin kanın? Parmak izlerin? Ayakkabıların? Hepsi ne olacak? (Sally’ye bakar, cevap gelmez) Sally?

Sally: Onu orada bıraktım. Ama… ama silahın üzerindeki parmak izlerimi temizledim ve kolumun kanamadığından emin oldum. Ayakkabılarımı da çıkardım ve çantama koydum. Yarın yakmayı planlıyordum. (Ağlamaya başlar) Ama cesedi ne yapacağımı bilmiyordum… Nereye gömeceğimi… Her yer asfalt, kazamam… Mezarlık çok uzakta… Cesedi taşıyacak bir arabam yok… Taşısam bile… Bunu gündüz vakti, herkesin gözü açıkken yapamam.

Saleem: (Ellerini alnına koyar) Ceset şimdi nerede?

Sally: Çocukken Masa, Marwan, Mulham, Maher ve Maria’yla saklambaç oynadığımız yeri hatırlıyor musun? Alçak duvarlarla çevriliydi, salıncaklar vardı. Orada çok oynardık.

Saleem: (Hüzünlü bir gülümsemeyle) Hatırlıyorum.

Sally: Cesedi orada yatıyor. Salıncakların arasında.

Saleem: (Yaklaşır ve Sally’nin alnından öper) Eğer bir şey olursa, anneyle babaya hiçbir şey anlatma, tamam mı?!

Sally: (Saleem’e bakar) Nereye gidiyorsun?

Saleem: Bana söz ver, seni yakalamalarına izin vermeyeceksin. Çekmecemde gördüğün silahı yanında tut ama kullanma. Ama o pis adamlardan biri saçının tek bir teline bile dokunmaya kalkarsa, işte o an kullanmana izin var. Anlaştık mı?

Sally: (Başını evet anlamında sallar, sonra Saleem’e sarılır) Özür dilerim.

Saleem: Kendini koruduğun için özür dileme. Ben öyle kolay bir abi değilim, iyi olacağım. (Kız kardeşine gülümser, sonra evin kapısını açar ve çıkar.)

(Işıklar yavaşça söner ve sahne değişir. Saleem o yere ulaşır; ayaklarında plastik torbalar, ellerinde siyah eldivenler vardır. Salıncakların arasında etrafa bakınır. Yerde kan ya da herhangi bir iz var mı diye dikkatlice bakar ama hiçbir şey yoktur; sanki hiç bir şey olmamış gibidir. Sonra salıncaklardan birinin altında ışık yansıtan bir şey fark eder, alır; bu Sally’nin kolyesidir. Ve bir anda arkasından biri ağır bir tahta sopayla boynunun arkasına sertçe vurur ve onu bayıltır.)

Sahne Bir Sonu